28 Temmuz 2013 Pazar

MAVİ MARMARA Baskınında F.GÜLEN'in WSJ RÖPORTAJINI ÇARPITARAK VEREN A.BİLİCİ'ye yazım.



Sn.Abdülhamit Bilici,

 

            05.06.2010 tarihli Zaman Gazetesinde çıkan “Gülen'den Şehitlere Taziye, Diplomasiye Vurgu” başlıklı yazınızı tekraren okudum.

 

            Bu yazınızda özetle; “Bugün Wall Street Journal gazetesinde, Fethullah Gülen'le yapılmış bir röportaj yer aldı. Röportajda Gülen, Türk kamuoyunda Gazze olayıyla ilgili görüşlerden farklı bir bakış açısı ortaya koyuyor. Başka konuların da ele alındığı röportajın Gazze'yle ilgili kısmını ve Gülen'in bu mevzuya yaklaşımını 3 noktada değerlendirebiliriz: Bir, yardım gönüllülerinin bulunduğu gemiye yapılan o korkunç müdahale öncesi izlenen yöntem ki Gülen bu noktada diplomatik yolların sonuna kadar zorlanmasında ısrar ediyor. İki, İsrail askerlerinin müdahale biçimi ki onu 'çirkin bir manzara' diyerek eleştiriyor. Üç, şehit olan vatandaşlarımız ki, bunun için Gülen taziye yayınlayarak üzüntülerini ifade ediyor.

…. Nitekim Gülen, dün Wall Street Journal'da yayınlanan röportajında da bu büyük endişelerden kaynaklanan görüşlerini dile getirdi. Sağduyunun, aklı selimin yorumuydu söylenenler. Sivil insanlara, uluslar arası sularda yapılan müdahaleyi ve ortaya çıkan tabloyu çirkin bulduğunu söyleyen Gülen, devletin ve bu işin öncülüğünü yapan İHH'nın, çocuk, yaşlı ve kadınların başına gelebilecek sıkıntıları, can kaybı hatta savaş riskini öngörerek diplomatik yöntemleri sonuna kadar zorlaması gerektiğini vurguluyordu. Acı da olsa bunca olay yaşandıktan sonra, Gülen'e göre yapılması gereken ilk iş, gerçeğin ortaya çıkması için Birleşmiş Milletler öncülüğünde şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yapılması.

Bu görüşlerin doğru anlaşılması için röportajla ilgili bir hususu bilmek lazım. Öğrendiğim kadarıyla ve okunduğunda da anlaşılacağı gibi bu görüşme, Gazze krizi üzerine düşünülmüş bir röportaj değildi. Olaydan birkaç hafta önce yapılmak istenen bir röportajdı ve yazılı cevapları günler öncesinden gazetecilere ulaştırılmıştı. Fotoğraf çekimi için kısa süreli bir araya geldiklerinde tüm dünya bu konuyu konuştuğu için, Gazze meselesine girilmiş ve bu konu diğerlerinin önüne geçmişti. Meseleyi bu boyutundan çıkararak, sanki sadece bu mevzu için röportaj verilmiş gibi değerlendirmek doğru olmaz.”  deniliyordu.

 

            07 Haziran günü CNN Türk televizyonunda sn.Cüneyt Özdemir’in sunuculuğunu üstlendiği programda sn.F.Gülen ile mülakatı yapan muhabir canlı yayına çıktı. C.Özdemir sizin açık isminizle yazınıza gönderme yaparak doğruluğunu sordu. Sn.Joe Lauria yazınızda konu ettiğiniz “ yazılı cevapları günler öncesinden gazetecilere ulaştırılmıştı” sözünüzü reddetti. (http://www.gazeteciler.com/gulen-roportajini-yapan-muhabir-konustu-news17839.html) Görüşmeye dair ayrıntıları detaylı bir şekilde anlattı.

 

            Tekrar yazınıza dönersek “İki, İsrail askerlerinin müdahale biçimi ki onu 'çirkin bir manzara' diyerek eleştiriyor.   “ diyorsunuz. Oysa konuyla ilgili diğer medya organlarında çıkan haberde ifadenizle çelişiyor.Mesela “Bay Gülen, İsralli komandolarla Türk yardım gönüllülerinin ölümcül çatışmayı haber kanallarından izlediğini anlattı ve “Gördüğüm hiç hoş değildi, çirkindi” dedi.”  İfadesi ortak metin olarak geçti. Yine yazınızda “Gülen'e göre yapılması gereken ilk iş, gerçeğin ortaya çıkması için Birleşmiş Milletler öncülüğünde şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yapılması“ sözünüze karşılık “en iyisi bu işin suçlusunun tespit edilmesini Birleşmiş Milletler’e bırakılması olduğunu da ekledi.”

 

            Sn.Bilici, kısa bir özet şeklinde aktardığımız yazılar sonucunda biz okuyucuları yanıltmaya yönelik olarak konuyu saptırmak suretiyle nakil yaptığınız görülmektedir. Bir diğer anlatımla kasten “ki iyi niyetle yapılmış olsa bile” yalan nakil yaptığınız görülmektedir.

 

            CNN Türk’teki ropörtajda sn. Joe Lauria , Gülen’in sözlerini dikkatle ve inandığı sözler olarak söyledi diyor. Röportajın bu süre zarfında gerçekleştiğini söylüyor. Soruların önceden verildiğini söylüyor ama cevapların değil. Cevaplar o anda verildi diyor.

 

            Şayet Müslümansanız yalanınız size mübarek olsun ve sizi Allah’a c.c. havale ediyorum. Değilseniz biz insanları salak yerine koydunuz ve mumunuz yatsıya kadar yandığıi çin sizi kınıyorum ve terbiyeye davet ediyorum.     

 

            Gelelim konuyu biz salakların nasıl anladığına…

 

İHH adındaki örgütün de önemli katkılarıyla bu yıl başında karadan götürülen yardım bu defa denizden “Gazze’ye uygulanan Ablukayı kırmak” amacıyla 5 gemi ile gerçekleşti.

 

İsrail bu Mavi Marmara isimli gemiye uluslarası hukuka aykırı biçimde müdahale etti.

 

İsrail Komandolarının silahlı saldırısı sonucunda 9 kişi hayatını kaybetti.

 

           Bu talihsiz olayın ardından Tükiye’nin duyarlılığı ve diplomatik girişimleri sonucunda beklenilenin aksine bu defa dünya İsrail’in değil mazlumların yanında yer aldı. 36 saat gibi kısa bir sürede esirler kurtarıldı. ABD ve Avrupa Birliğinden hatırı sayılır tepkiler gelmeye başladı. Bir anda dengeler değişti. İsrail giderek yalnızlaştı.

 

            İsrail kaynaklarından yaptığımız takibe ve tüm dünyaya yapılan yayınlara göre köşeye sıkışan İsrail iki önemli kavram üzerine savunmasını gerekçelendiriyordu.

 

İlki; İHH’nın insani yardımlar için değil dini terörist örgütler tarafından sadece bu gayeyle kurulan ve yönetilen bir örgüt olduğunu vurguluyordu.

 

İkincisi ise bu çatışmayı İsrail’in istemediğini ancak İHH militanlarının saldırıları nedeniyle savunma amaçlı olarak İsraillerin saldırı yapmak zorunda kaldıklarını ve İHH’nın tamamen siyasi maksatla kasıtlı olarak provokasyon yaptığını söylüyordu.

 

a-) Sn.F.Gülen, ABD’de bulunduğu 11 yılın sonunda İLK DEFA bir mülakat veriyordu.

 

b-) Bu ilk mülakatını da Wall Street Journal isimli Yahudi ve İsrail taraftarı ve son günlerde Türkiye aleyhtarı yazılarla öne çıkan gazetede yapmayı tercih etti.

 

c-)  Görüşlerini İsrail’deki, hükümet dışındaki Yahudilerin söylemediği kadar İSRAİL TARAFTARI olduğunu göstertecek kadar net yaptı. F.Gülen İHH’yı yeni duymuştu !!!, İHH’nın kendini savunması için yaptığı sopalı savunma çirkin bir görüntüydü (Öldürülen 9 kişi farkedilememişti ya da önemsiz müslümancıklardı), İHH eylemini siyaset senaryosuyla yapmıştı, yapılan kavganın suçlusunu BM belirlemeliydi.

 

İsrail eylemlerinin herhangi bir eleştirisi yapılmadı. Bir tek cümle ya da ima bile yok.

 

            Pekiyi F.Gülen bu davranışla ne anlatmak istiyor?

 

1-     Sahibinin sesi olarak diyet ödüyor.

2-     Bu kavganın sonunda ya Türkiye ya da İsrail hükümeti yıkılıp yerine yenisi kurulacak.

3-     F.Gülen, bu olayın heyecanı geçince Yahudilerin hala güçlü Türkiye ve özelde AKP hükümeti zayıf olacağı ve devrileceğini düşündüğünden olsa gerek bir Yahudi hayranı olarak anılmak istedi. Dolayısıyla Türkiyede kurulacak yeni siyasi yapı F.Gülen ekseninde kurulsun. Yok kanaati yanlış çıkarsa “insanoğlu unutma kabiliyeti ile meşhurdur” prensibi gereği zamanı gelince ilişkiler düzeltilir. Abdülhamit Bilici’ler ve ona inanacak salakların soyu mu tükenecek ki?

4-     Kendisine ve imanının gücüne inandığı ve müritlerinin kendisinden şüphe duymayacağını, “ Hocam yaptıysa vardır bir bildiği ! “ , "bekleyin gelecekde Hocam nasıl haklı çıkacak göreceksiniz, dünde yapmış ve haklı çıkmıştı" , diye düşünüleceğini hesap ederek; İsrail’in genel tabloda irtifa kaybettiği, yalnızlaştığı zamanda onların tam da istediği gibi yorumlar yaparak, ABD Yahudi Lobisini mutlu etmek, sonucunda gelecekte bu bunalımdan cemaati adına istifadeli çıkmayı hedeflemiştir.

 

Sonuç olarak sn.F.Gülen Yahudi kuruluşlarına şirin görünmek amacıyla yapmış olduğu mülakat sebebiyle benim gibi zavallı Müslümanları rencide etmiştir. Hangi deruni bilgi ve “gaipten bilme” yaklaşımı sonucu olursa olsun en azında cenazelerin kalktığı gün ölenleri hiçe saymamalı, onlara hakaret edilmemeliydi.

 

Hakkı hakim kılmak için milletin tanrısı olup geleceği görerek, bir şeyleri bilerek , tedbir amacıyla bile olsa kafirlere yalakalık yapıp mazlumu yok saymak şekliyle en aşağılık duruşla değil Allah’ın c.c. kulu olup, zalimin karşısında durarak, yetmezse gücümüz sabrederek dua ile Alla'a havale ederek ayakta durmayı denemek lazım. Bazen susmak konuşmaktan hayırlıdır.

 

En hafif yorumu ile "yapılan yalakalığı" lanetliyorum ve yalan nakille bizleri 3 gün süreyle yanılttığınız için sizi Allah’a c.c. havale ediyorum. 08.06.2010

 

 

İnş.Müh.Aydın Özen

Bandırma