Sn.Abdülhamit Bilici,
05.06.2010 tarihli Zaman Gazetesinde çıkan “Gülen'den Şehitlere Taziye,
Diplomasiye Vurgu” başlıklı yazınızı tekraren okudum.
Bu yazınızda özetle; “Bugün Wall Street Journal gazetesinde, Fethullah Gülen'le
yapılmış bir röportaj yer aldı. Röportajda Gülen, Türk kamuoyunda Gazze
olayıyla ilgili görüşlerden farklı bir bakış açısı ortaya koyuyor. Başka
konuların da ele alındığı röportajın Gazze'yle ilgili kısmını ve Gülen'in bu
mevzuya yaklaşımını 3 noktada değerlendirebiliriz: Bir, yardım gönüllülerinin
bulunduğu gemiye yapılan o korkunç müdahale öncesi izlenen yöntem ki Gülen bu
noktada diplomatik yolların sonuna kadar zorlanmasında ısrar ediyor. İki,
İsrail askerlerinin müdahale biçimi ki onu 'çirkin bir manzara' diyerek
eleştiriyor. Üç, şehit olan vatandaşlarımız ki, bunun için Gülen taziye
yayınlayarak üzüntülerini ifade ediyor.
…. Nitekim Gülen, dün Wall Street Journal'da yayınlanan
röportajında da bu büyük endişelerden kaynaklanan görüşlerini dile getirdi.
Sağduyunun, aklı selimin yorumuydu söylenenler. Sivil insanlara, uluslar arası
sularda yapılan müdahaleyi ve ortaya çıkan tabloyu çirkin bulduğunu söyleyen
Gülen, devletin ve bu işin öncülüğünü yapan İHH'nın, çocuk, yaşlı ve kadınların
başına gelebilecek sıkıntıları, can kaybı hatta savaş riskini öngörerek
diplomatik yöntemleri sonuna kadar zorlaması gerektiğini vurguluyordu. Acı da
olsa bunca olay yaşandıktan sonra, Gülen'e göre yapılması gereken ilk iş,
gerçeğin ortaya çıkması için Birleşmiş Milletler öncülüğünde şeffaf ve bağımsız
bir soruşturma yapılması.
Bu görüşlerin doğru anlaşılması için röportajla ilgili bir
hususu bilmek lazım. Öğrendiğim kadarıyla ve okunduğunda da anlaşılacağı gibi
bu görüşme, Gazze krizi üzerine düşünülmüş bir röportaj değildi. Olaydan birkaç
hafta önce yapılmak istenen bir röportajdı ve yazılı cevapları günler
öncesinden gazetecilere ulaştırılmıştı. Fotoğraf çekimi için kısa süreli bir
araya geldiklerinde tüm dünya bu konuyu konuştuğu için, Gazze meselesine
girilmiş ve bu konu diğerlerinin önüne geçmişti. Meseleyi bu boyutundan
çıkararak, sanki sadece bu mevzu için röportaj verilmiş gibi değerlendirmek
doğru olmaz.” deniliyordu.
07 Haziran günü CNN Türk televizyonunda sn.Cüneyt Özdemir’in sunuculuğunu
üstlendiği programda sn.F.Gülen ile mülakatı yapan muhabir canlı yayına çıktı.
C.Özdemir sizin açık isminizle yazınıza gönderme yaparak doğruluğunu sordu.
Sn.Joe Lauria yazınızda konu ettiğiniz “ yazılı cevapları günler öncesinden
gazetecilere ulaştırılmıştı” sözünüzü reddetti. (http://www.gazeteciler.com/gulen-roportajini-yapan-muhabir-konustu-news17839.html)
Görüşmeye dair ayrıntıları detaylı bir şekilde anlattı.
Tekrar yazınıza dönersek “İki, İsrail askerlerinin müdahale biçimi ki onu
'çirkin bir manzara' diyerek eleştiriyor. “ diyorsunuz. Oysa
konuyla ilgili diğer medya organlarında çıkan haberde ifadenizle
çelişiyor.Mesela “Bay Gülen, İsralli komandolarla Türk yardım gönüllülerinin
ölümcül çatışmayı haber kanallarından izlediğini anlattı ve “Gördüğüm hiç hoş
değildi, çirkindi” dedi.” İfadesi ortak metin olarak geçti. Yine
yazınızda “Gülen'e göre yapılması gereken ilk iş, gerçeğin ortaya çıkması için
Birleşmiş Milletler öncülüğünde şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yapılması“
sözünüze karşılık “en iyisi bu işin suçlusunun tespit edilmesini Birleşmiş
Milletler’e bırakılması olduğunu da ekledi.”
Sn.Bilici, kısa bir özet şeklinde aktardığımız yazılar sonucunda biz
okuyucuları yanıltmaya yönelik olarak konuyu saptırmak suretiyle nakil
yaptığınız görülmektedir. Bir diğer anlatımla kasten “ki iyi niyetle yapılmış
olsa bile” yalan nakil yaptığınız görülmektedir.
CNN Türk’teki ropörtajda sn. Joe Lauria , Gülen’in sözlerini dikkatle ve
inandığı sözler olarak söyledi diyor. Röportajın bu süre zarfında
gerçekleştiğini söylüyor. Soruların önceden verildiğini söylüyor ama cevapların
değil. Cevaplar o anda verildi diyor.
Şayet Müslümansanız yalanınız size mübarek olsun ve sizi Allah’a c.c. havale
ediyorum. Değilseniz biz insanları salak yerine koydunuz ve mumunuz yatsıya
kadar yandığıi çin sizi kınıyorum ve terbiyeye davet ediyorum.
Gelelim konuyu biz salakların nasıl anladığına…
İHH adındaki örgütün de önemli katkılarıyla bu yıl başında
karadan götürülen yardım bu defa denizden “Gazze’ye uygulanan Ablukayı kırmak”
amacıyla 5 gemi ile gerçekleşti.
İsrail bu Mavi Marmara isimli gemiye uluslarası hukuka
aykırı biçimde müdahale etti.
İsrail Komandolarının silahlı saldırısı sonucunda 9 kişi
hayatını kaybetti.
Bu talihsiz olayın ardından Tükiye’nin duyarlılığı ve diplomatik girişimleri
sonucunda beklenilenin aksine bu defa dünya İsrail’in değil mazlumların yanında
yer aldı. 36 saat gibi kısa bir sürede esirler kurtarıldı. ABD ve Avrupa
Birliğinden hatırı sayılır tepkiler gelmeye başladı. Bir anda dengeler değişti.
İsrail giderek yalnızlaştı.
İsrail kaynaklarından yaptığımız takibe ve tüm dünyaya yapılan yayınlara göre
köşeye sıkışan İsrail iki önemli kavram üzerine savunmasını
gerekçelendiriyordu.
İlki; İHH’nın insani yardımlar için değil dini terörist
örgütler tarafından sadece bu gayeyle kurulan ve yönetilen bir örgüt olduğunu
vurguluyordu.
İkincisi ise bu çatışmayı İsrail’in istemediğini ancak İHH
militanlarının saldırıları nedeniyle savunma amaçlı olarak İsraillerin saldırı
yapmak zorunda kaldıklarını ve İHH’nın tamamen siyasi maksatla kasıtlı olarak
provokasyon yaptığını söylüyordu.
a-) Sn.F.Gülen, ABD’de bulunduğu 11 yılın sonunda İLK DEFA
bir mülakat veriyordu.
b-) Bu ilk mülakatını da Wall Street Journal isimli Yahudi
ve İsrail taraftarı ve son günlerde Türkiye aleyhtarı yazılarla öne çıkan
gazetede yapmayı tercih etti.
c-) Görüşlerini İsrail’deki, hükümet dışındaki
Yahudilerin söylemediği kadar İSRAİL TARAFTARI olduğunu göstertecek kadar net
yaptı. F.Gülen İHH’yı yeni duymuştu !!!, İHH’nın kendini savunması için yaptığı
sopalı savunma çirkin bir görüntüydü (Öldürülen 9 kişi farkedilememişti ya da
önemsiz müslümancıklardı), İHH eylemini siyaset senaryosuyla yapmıştı, yapılan
kavganın suçlusunu BM belirlemeliydi.
İsrail eylemlerinin herhangi bir eleştirisi yapılmadı. Bir
tek cümle ya da ima bile yok.
Pekiyi F.Gülen bu davranışla ne anlatmak istiyor?
1- Sahibinin sesi olarak diyet
ödüyor.
2- Bu kavganın sonunda ya Türkiye ya
da İsrail hükümeti yıkılıp yerine yenisi kurulacak.
3- F.Gülen, bu olayın heyecanı
geçince Yahudilerin hala güçlü Türkiye ve özelde AKP hükümeti zayıf olacağı ve
devrileceğini düşündüğünden olsa gerek bir Yahudi hayranı olarak anılmak
istedi. Dolayısıyla Türkiyede kurulacak yeni siyasi yapı F.Gülen ekseninde
kurulsun. Yok kanaati yanlış çıkarsa “insanoğlu unutma kabiliyeti ile
meşhurdur” prensibi gereği zamanı gelince ilişkiler düzeltilir. Abdülhamit
Bilici’ler ve ona inanacak salakların soyu mu tükenecek ki?
4- Kendisine ve imanının gücüne
inandığı ve müritlerinin kendisinden şüphe duymayacağını, “ Hocam yaptıysa
vardır bir bildiği ! “ , "bekleyin gelecekde Hocam nasıl haklı çıkacak
göreceksiniz, dünde yapmış ve haklı çıkmıştı" , diye düşünüleceğini hesap
ederek; İsrail’in genel tabloda irtifa kaybettiği, yalnızlaştığı zamanda onların
tam da istediği gibi yorumlar yaparak, ABD Yahudi Lobisini mutlu etmek,
sonucunda gelecekte bu bunalımdan cemaati adına istifadeli çıkmayı
hedeflemiştir.
Sonuç olarak sn.F.Gülen Yahudi kuruluşlarına şirin görünmek
amacıyla yapmış olduğu mülakat sebebiyle benim gibi zavallı Müslümanları
rencide etmiştir. Hangi deruni bilgi ve “gaipten bilme” yaklaşımı sonucu olursa
olsun en azında cenazelerin kalktığı gün ölenleri hiçe saymamalı, onlara
hakaret edilmemeliydi.
Hakkı hakim kılmak için milletin tanrısı olup geleceği
görerek, bir şeyleri bilerek , tedbir amacıyla bile olsa kafirlere yalakalık
yapıp mazlumu yok saymak şekliyle en aşağılık duruşla değil Allah’ın c.c. kulu
olup, zalimin karşısında durarak, yetmezse gücümüz sabrederek dua ile Alla'a
havale ederek ayakta durmayı denemek lazım. Bazen susmak konuşmaktan
hayırlıdır.
En hafif yorumu ile "yapılan yalakalığı"
lanetliyorum ve yalan nakille bizleri 3 gün süreyle yanılttığınız için sizi
Allah’a c.c. havale ediyorum. 08.06.2010
İnş.Müh.Aydın Özen
Bandırma
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder